Art & Art Objects

BİZ

25 Haziran 2020

Kökeni Orta Asya’ya dayandığı varsayılan 600 yıllık geçmişiyle Ebru Sanatı, kâğıt süsleme üzerine Geleneksel Türk Sanatlarından biridir.

1600-1700 yılları arasında en parlak dönemini yaşayan Osmanlı İmparatorluğu tarafından Batı’ya pek çok ebru örneği gönderilmiştir. Ebru Sanatı’nın tarihsel süreci içerisinde Batı ile etkileşimi; Avrupa’nın ciltçiliğe ve süslemeye olan yoğun ilgi gösterdiği yıllarda hız kazanmıştır. Örnekleri, el işçiliği ile üretilen bu kitapların genellikle kapak ve kitabı birbirine bağlayan sayfalarında görülmektedir.

Estetiği Türklerin yaşam biçimiyle benzerlik gösteren Ebru Sanatı; zamana ve mekâna bağlı kalmaksızın taşınan ve hareket eden yapısı dolayısıyla sanatın fizikselliğine değil, ruhuna yönelik bir pratiktir. Yöntemleri insan hayatı ile benzerlik gösterirken; ‘an’a bağlı olarak değişen estetiğinin rastlantılara açık hali değişimi olanaklı kılar.

Ebru Uygun, sanatsal ifadesini hayatın üzerinden kuran bir hissiyatla direnişe yakın bir yerlerde durmaktadır. Yaşamak üzerine sürekli düşündüğü hayatının; çok mutlu-çok hüzünlü, çok güçlü-çok zayıf, cevap arayan-cevap veren, sakin ve heyecanlı haliyle derinden bağlı ya da tamamen ilişkisiz duygusu arasındaki karmaşık bağlar; kendisiyle “karşılaşmalar” barındırır. Uygun’un klasik anlayışta üretim yaptığı on sene sonunda biçimsel bir arayış içine girdiği yeni sergisinde, çeşitli boyutlarda üretilmiş küplerden oluşturulan enstalatif yapıtı; 3 boyutlu forma geçiş sürecini meydana getirmiştir. Bir mekanizma ile köşelerinden tutturularak kendi merkezinde dönebilmesi sağlanan küp formunun her seferinde farklı bir bölgesinin ebrulanarak uygulamasında, malzeme olarak kağıt yerine sıkıştırılmış mdf plakalar kullanılmıştır. Bu süreçte malzemenin, uygulama teknikleri ile uyumunun daha önce deneyimlenmemiş olması yoğun bir araştırma gerektirmiştir. Uygulamada ebru sanatının geleneksel toprak boyaları yerine farklı bir reaksiyon yaratacak epoksi boya kullanımı; bu alternatif malzemenin yüzeydeki gerilimi üzerine bir tespittir. Pratiğinin soyut estetiği temelde biçim ilişkileri üzerine odaklanırken aynı zamanda bir yüzey yaklaşımı güder. Dökülen, akıtılan, üstüste ve yanyana uygulanan katmanların-‘yerleşik’ olanın üzerinde kurduğu hakimiyeti öngörülemez. Boyanın ‘göçebe’ niteliğine rağmen sanatçı malzemede ve uygulamada kusursuz bir ustalık sağlar.

Bize-hepimizin ortak kaygılarına dair merkezine kendi hayatını koyarak birşeyler söyler. Sahip olduğumuz tüm duygusal, toplumsal ve biyolojik bağlar ile bir çok şeyin açıklığa  kavuştuğu bir sessizlik anı olarak ürettiği enstalasyonun parlak ve canlı renk seçimleri bizim izlerimizi taşır. En derinde ‘biz’e dair olanı sahiplenişi; –hikâyesinin duygusal ve mental süreçleriyle kurduğu tinsel bağdan kaynaklanmaktadır. Uygun, hayatı ve sanatı kontrol etmeye çalıştığı bir rastlantısallıkla; göğün ve yerin renkleri ile adeta nefes alınabilecek bir dünyayı müjdeler.

Ebru Uygun, dünyada varolma yöntemi olarak sanat üretmektedir.

*Biz, Ebru Sanatında desen yapımında ve boyanın taşınmasında ve boyaya şekil verilmesinde kullanılan malzemeye verilen addır.

Küratör

Begüm Alkoçlar

Bunlar da ilginizi çekebilir